Friday, May 23, 2008

Gore-tex ceket' in fermuari?

Isvec'te cok yaygin bir deyimdir: Kötu hava yok, kötu giysi vardir, ya da kisaca: kötu olan hava degil, giysinizdir! Tekstil artik cok gelisti, yillar öncesinin hantal Gore-Tex ceketleri artik fribeginize sigacak kadar kuculdu...P-O'nun iki sene önce aldigi paclite özellikli ceketinin fermuari bozuldu. Asil ureticiye e-posta ile sordum, nasil yardimci olursunuz, hala yepyeni ama fermuari bozuk, diye...Aldiginiz magazaya göturun, dediler. Onlarda, önce su deterjani satin alip yikayin (200 SEK), sonra biz terzide diktirtip presletiyoruz, dediler (500SEK). Bu nasil cebe sigan ceketmis yenisini alin diye, öneriyorsaniz, burada fiyatlari 2000-5000 sek (1 sek = 0,2 ytl yaklasik) arasinda, elimiz mahkum 700 SEK'e fermuar degistirecegiz.

Thursday, May 22, 2008

Avrasvizyon!

39 ulke katiliyormus. Yugoslavya, Rusya, Cekoslavakya bolunup, hep birlikte nerdeyse 30 ulke olusunca, dogrudur...Dun yarifinale göz attim, TR'yi oylarken yanlislikla Ukrayna'ya bastim, o yuzden birkez daha oylamak zorunda kaldim. Finalistler belirlenirken Isvec'li sibiker, son 3 icin tahmin yaparken Turkiye'yi de farketti "TR'de var daha" deyince, cok hosuma gitti...Olasiligi yok gibiydi finale gelmemesi icin...Fakat bizim grubun kazandiklarindaki tepkisi digerlerine göre pek farkliydi...Pek bir ciddiydiler, herkes havalara hoplarken bunlar kazik gibi baktilar kameraya, mutlaka kafilede hoslarina gitmeyen birseyler oldu, ya da Erovizyonu sevmediler...Artik bu Erovizyon'un adini degistirip Avrasyavizyon ya da Avrasvizyon yapsalar iyi olur. Ulkelerin nerdeyse 1/3'u Asya'dan...

Not: Parcalarini sevmeseydim, benden sadece Tr diye oy alamazlardi...Iyiydiler, umarim finalde de basarili olurlar...

Wednesday, May 21, 2008

Okuma Önerisi

Kiymet Nadir Bindebir'den faydali bir yazi daha...

Tuesday, May 20, 2008

Sobe: Kitap ve Ben

Ayca'dan bir sobe: dogru anladigim kadariyla okuma ve kitapla olan ilk ve sonraki munasebetlerim (Arapca konusma modasina uyalim, uyduralim!)...

Ilk ise basladigim gun seksiyon (Birim) mudurumuz beni odasina cagirmis sohbet etmisti: Onun "Bir insan bir kitap demektir" sözu hep aklimdadir. Benim cikardigim anlam: "Bir insan tani, bir kitap okumus kadar ol!".

Neyse yukaridaki paragrafi hep blogumda yazmak istemistim, bu konuya uygun dustu, deger verdigim bir insani da anmis oldum...

Cocukken aman ne severdim ne severdim okumayi...Herhalde evimize hergun bile olmasa carsiya gidilip alinan (yazmaya da utaniyorum ama rahmetli dedem Tercuman okurdu, sirf Cumhuriyet okuyan tam bir statukocu abisine inatti sanirim, biri CHP li biri AP li idi.) gunluk gazete disinda, "Halk Ansiklopedisi" diye kolay okunan 8 ciltlik kitaplar (didik didik etmistim)ve dini kitaplar disinda kitapligimizda birsey olmayinca, (diger kitaplarda benden 5 yas buyuk ablamin denetiminde ve aslan bacakli buronun cekmecesinde olunca) yolda sokakta yazili buldugum herseyi okuyordum...Hatta bu acgözlulukle ben de konu komsunun (Politik: Ana, Ve celige su verildi, animsadiklarim), kuzenlerimin (Tommiks, Teksas, Red Kit, Kemalettin Tugcu serileri, Jule Verne(Umarim dogru heceleme))evlerindeki her kitabi ödunc alir ya da gelip gittikce, annemin kizdigi cep fotolari bile gizli sakli okurdum... Annemin kitap eksikligini herhalde yukarida bahsettigim gibi insanlarla kapadigi bir aliskanlikla habire gittigi-onlarin da bize geldigi diz örtulu kisa etekli hanim oturmalarinda (70li yillar)ve benimde yaninda oldugum zamanlarda, ustelik salonlarinda kitap göremedigim evlerde "Kitabiniz var mi " diye sordugumu hep animsiyorum...Anneme alisverise giderken "bana kitap al" diye tembihledigimi, Ayca gibi ben de Aysegul serilerini yasitim kuzenimle degis tokus edip, okuyup, sahneye koydugumuzu bile bilirim...

En verimli kitap okuma yillarim is hayatimin 2. yilindan sonrasina rastlar...Önceki yillarda okudugum kitaplar okul, ögrencilik (Alman Dili sayesinde) ve meslek yasantilarima (Bankacilik, Kambiyo ve Ekonomi ögren:mars mars!!!)paralel kitaplardi...Haksizlik olmasin bu sayede George Orwell, Kafka gibi dehalari okumuslugum da bu yillara rastlar...Sonraki yillarda Milan Kundera, Boris Vian (Yaban'di sanirm), Albert Camus'un (Yabanci)meshur kitaplarini okuyup hizimi alamayip yayinlanmis neleri varsa diger kitaplarini da almis, okumus ve ayni tadi her kitapta bulamamisligim da vardir...Feministlerin, gezginlerin, davranis bilimcilerin kitaplarina da dönem dönem duskunluk göstermis, fotografa ilgimle birlikte fazlaca gezmeye baslayinca kitaba ayirdigim zamanin azaldigini itiraf etmeliyim... Cocuklardan sonra da sadece onlar uyuduktan sonra yatakta uyku hapi niyetine kitap okuyor hale gelmis bulunuyorum...

Artik kitap degil internet okuyorum diyebilirim , TR ziyaretimde bu duzen tersine dönuyor o da sadece 7 hafta :(...

Sunday, May 18, 2008

19 Mayis 1919

Genclik ve Spor Bayraminiz kutlu olsun...
Su yazidan da Ataturk'un ailesi ile ilgili ayrintilar ve kim elitist kim halk cocugu ögrenebilirsiniz...

Thursday, May 15, 2008

Ilk Yalan!

Alp okul dönusu dun komsunun kizlari ile kapinin önunde uzun sure oynadi. Bir ara Ege ve ben markete giderken konustuk:

- Usumedin mi? Öbur kiz kim? ben tanimiyorum...

- Tova, Maya'nin okul arkadasi, 8 yasinda yakinda 9 yasinda olacak...

- Senden 2 yas buyuk demekki senin 7. dogum gunun..

- Ben 8. dedim...

- Ama Maya biliyor senin yasini...

- O duymadi ki!

Eve geldigimizde dagilmislardi. Alp cisini uzun sure tutunca tuvalete zor yetismis, islananlari gösterdi yikamam icin...

Wednesday, May 14, 2008

Kanal Turk neden karsidakilere satildi?

Bir arkadasim uyardi: köse yazilari tam kopya edildiginde basimi agritabilirmis. O yuzden ne olur ne olmaz diye, ben de Radikal'den Haluk Sahin'in basliktaki konulu yazisina link veriyorum, usenmeyip tiklayip okuyun lutfen! :)))...